25 Nisan 2015 Cumartesi

0 Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…

Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.


Ertesi gün çocukların hiçbiri okula gelmedi...

13 Mayıs 2014, Çarşamba… Kömür madenleriyle bilinen Soma kasabasında meydana gelen elim facianın ertesi günü… Soma’da görev yapan öğretmenler “o gün bizim için çok zor başladı, çocuklarımızın hiçbiri okula gelmedi” diye anlatıyor. Öğretmen Emel Abadan “Öğretmenler odasında sürekli haberleri izliyorduk ve herkes ağlıyordu” diyor. Öğretmen Mustafa Sabur: “Çocuklar okula döndüğünde onlara ne söylerim diye içi içimi yiyordu. Derken bir gün Bilim Kahramanları Derneği’nden geldiler ve etkilenen çocuklar için bir projeleri olduğunu söylediler.”

Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.

Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Nisan 2015 Çarşamba

3 HAYAT İKSİRLERİMİZ



Yazma havamda değilim desem... Yazdıklarımı beğenmeyip sildim. Hatta başlık bile bulamadım konuya. Bu suskunluğum torunumdan uzak olduğum, onları çok özlediğim için sanırım.
En iyisi sizi iki resimle başbaşa bırakayım. Gülbilge kızımın kızı. Mercan ise Keskinin ağabeyinin torunu.

Gülbilge'yle kendi yaşımı tamamen unutuyorum.

Mercan'ın oyuncak bebekleri görünce ağlamaktan tam vazgeçtiği an.

29 Mart 2015 Pazar

7 YAKARIM ABİ... !


Başlığa bakıp ne düşündünüz bilmem ama, ben gerçekten de yaktım. Aşağıda gördüğünüz ahşap kavanozu Keskin yaptı. Şaka yapmıyorum. Gerçekten de kapağıyla, kutusuyla torna makinesinde O yaptı. Pavlonya ağacı kullanmış. İncecik, hafif, çok kullanışlı bir kutucuk olmuş bu.

İyi de benim emeğim yok bunun içinde. Olmaz. Her şeyde ikimizin de parmak izi olmalı.

Haaa.. Bu arada Keskin bana harika bir hediye aldı.. Ahşap yakma makinesi.. Anladınız di mi şimdi başlıktaki "Yakma" olayını.

Durur muyum? Hemen kutunun üzerine bir desen çiziverdim.. Öyle kendiliğinden, içimden geldiği gibi bir çizim oldu. Aldım makinenin kızgın kalemini elime, bir güzel yaktım abi.. :) Öyle zevkli, öyyyle zevkli bir şey ki.. İnsanı kendinden geçiriyor. Zaman, mekan filan uçup gidiyor.

Sonra da tane karabiberleri içine yerleştirdim. Ay çok mutluyum ya.. Siz de çok mutlu olun e mi! İnadına mutlu olun. 






17 Mart 2015 Salı

4 KUŞLARIM


Kar yağıyordu o gün. Trafik sesi bile yoktu. Hatta hiç canlı yokmuş gibiydi. Sadece beyaz vardı ve garip bir sessizlik hakimdi her yere.
Aşurelik buğday vardı evde. Bir de patlamamış mısır :) Balkondaki küçük masaya yaydım onları. Hani belki kuşlar açtır. Belki gelip karınlarını doyururlar... Uzun süre bekledim. Gelen giden olmayınca, doğrusu epeyce hayal kırıklığına uğramıştım. Günlük işlerime döndüm. Malum, çamaşırdı, bulaşıktı, yemekti derken unutup gitmiştim kuşları. TV açıktı. İzlemesem de bu yoğun sessizliği bozuyordu ya, o da yetiyordu bana. Güya, kendimi yalnız hissetmiyordum.

İşim bitti. Bilgisayarın başına oturmak üzere pencerenin önündeki masama doğru yürürken dışarıda ki kuşları farkettim. Çılgına döndüm inanın. Artık bir sürü arkadaşım vardı. TV yi, sonra da gözlerimi kapattım. Serçelerin hep bir ağızdan söyledikleri şarkının içinde buldum kendimi . O gün bu gündür sabahları kuşların cıvıltısıyla uyanıyorum.
Balkonum felaket kirleniyor ama umurumda değil.

Kar vardı o zaman. Şimdi erik ağacı çiçeklendi. Hava yavaş yavaş ısınmaya başladı. Ben biraz daha yaşlandım.. Zaman ne çabuk geçiyor. Dünya ise kimi zaman  huzurlu,neşeli, bazen umutsuz ve gözyaşlı bakıyor bana. Tıpkı benim ona baktığım gibi.








16 Mart 2015 Pazartesi

9 İĞNE İPLİK YOK


Evet... Hiç iğne iplik kullanmadan bir runner yaptım. A..aaa.. Güzel oldu tabii. Ben yaparım da güzel olmaz mı?

Öyle ballandıra ballandıra anlatmama gerek yok. Kumaş, dantel bir de kumaş tutkalı yetti bana.
Dikiş yerine yapıştırıcı kullandım anlayacağınız. 

 Makinede bile yıkanabiliyor. Yapıştırılan parçalar ayrılmıyor. Çünkü denedim. Dikiş makinem yok demeyin artık. Kumaş yapıştırıcısı inanın çok işe yarıyor. 


Gerçeğinin, fotoğraflardan çok daha şık durduğunu söylemeliyim.
Bugün burnu büyük günüm. Hava atacağım işte. (Hava nasıl atılır ya... Tutamam ki atayım) Hi hi.. Yeni düşünüyorum bu deyimi. Hava.. atmak.. Yok yok.. Kafam da durdu. Gevezelik bile yapamıyorum. Hadi bana bugünlük byeeee... 



 

30 Ocak 2015 Cuma

8 BENİM ÜLKEM


Bir küçük aileyiz biz. 14-15 yaşlarında iki çocuğumuz var.
Ben ve eşim yüksek tahsilliyiz ve ikimiz de çalışıyoruz.

Evimizde zor günlerde bile mutluluk var hep. Güçlü bir dayanışma içindeyiz. Geleceğimizle ilgili kararları birlikte veririz . Çocuklarımız kendi kararlarını verirken özgürdürler. Onlara hiçbir zaman "Ders çalışın" demedik. Arkadaşlarını seçerlerken engel olmadık. Ne giyeceklerine ve hangi sosyal faaliyeti seçeceklerine karışmadık. Kendi prensiplerini kendileri geliştirdiler ve kendi üzerlerinde otokontrol kurdular. Biz böyle yaptık çünkü anne-babalarımız da bizi öyle yetiştirmişlerdi.


27 Ocak 2015 Salı

24 KUTULARI KAPLADIM YİNE

Oh be..! Nihayet atölye odamda vakit geçiriyorum bir kaç gündür. Mutfak tezgahımda çöp kutusu yoktu. Her defasında dolap kapağını aç, kutuyu çek, çöpü at, kutuyu it, kapağı kapat... canıma yetmişti. Hiç mi marketlere gitmiyorum... Gidiyorum elbette ama içime sinen kutular hep gözüme pahalı geliyor, almaktan vazgeçiyordum.

Sonunda kendme kızıp soluğu atölyede aldım. Elime geçen ne varsa, (küçük konserve kutusu, büyük konserve kutusu, deterjan kutusu, süngerlik... ) boyamaya başladım. Hepsini de aynı peçete ile dekupajladım. Bu arada Keskin çöp kutusuna ahşaptan bir kapak kesti. Onu da beyaza boyayıverdim.

Oleeeyyy... Tezgahım pek bi değerlendi canım. Artık baktıkça keyiflenirim.


31 Aralık 2014 Çarşamba

14 BUZDOLABINDAKİ KÖTÜ KOKULAR NASIL GİDER

Söze "Allah kimseye bu iğrenç durumu yaşatmasın" diyerek başlayacağım.

Buzdolabım bozuldu. Gece sigorta atmış ve buzluktaki etler çözülüp akmış. Buzdolabını açtığım an ne ile karşılaştığımı varın siz düşünün.

21 Aralık 2014 Pazar

1 Yeni yılda habersiz de modasız da kalmayın!

Haberleri takip etmek için kullanılabilecek en iyi uygulama Hürriyet E-gazete olsa gerek. Hem basılı gazete okuma keyfini yaşarken, hem de güncel haberlere ulaşabilme imkanı sunuyor. Uygulamanın son güncellemeleri ile de; hava durumuna, burcuma, finans haberlerine ve sinema rehberine ulaşabiliyorum. Hürriyet E-Gazete'nin en güzel yanı da (sona sakladım) bir sonraki günün haberlerini 00:00'da alınıyor olması.