21 Mayıs 2015 Perşembe

0 LG G4 ile Mükemmel Görün, Mükemmel Hisset!

LG G4, F 1.8 diyafram aralığı ve 16 MP kamera özelliği ile düşük ışık ve portreler için ideal olan ultra-parlak lensi kullanarak muhteşem netlik ve ayrıntı ile parlayan harika-profesyonel görünümlü fotoğraflar çekin.


G4'ün teknolojinin son harikası, kızılötesine duyarlı renk spektrum sensörü, bir fotoğrafın çekilmesinden bir kare önce tüm görünür ışığı analiz eder ve ölçer ve bu sayede bir fotoğrafın renklerinin düşük ışık koşullarında dahi doğal ve canlı görünmesini sağlar. Aydınlık ve karanlığı ayarlayan kamera ayarlarını düzenleyerek her anı bir sanat eserine çevirin, hareketleri daha hızlı dondurun ve daha iyi düşük ışıkta fotoğraf çekin. G4'ün lazer otomatik odaklanma özelliği ve kamera titremesini azaltan gelişmiş bir görüntü sabitleyicisi olan OIS 2.0 ile hızlı ve net fotoğraflar çekin.

Mükemmel selfie'yi yakalamak için ideal olan bu sınıfının en yüksek kalitesine sahip 8 MP ön kamera, LG'nin eğlenceli ve kullanımı kolay Hareketle Çekim ve Tanıma özelliklerini barındırıyor.


IPS Quantum Ekran, zengin ve orijinal renklerde ve şaşırtıcı düzeyde aslına uygun yüksek kontrastlı canlı görüntüler üretir.  Ayrıca, ekranın gün ışığında kolaylıkla görünür olmasını sağlamanın yanı sıra, pürüzsüz ve hızlı tepki sağlayan In-cell Touch Display teknolojiden de yararlanır.

Sanatsal bir hassasiyetten esin alan G4'ün birinci sınıf arka kapakları metalik gri, seramik beyaz, parlak altın ve buğday deri şeklinde sunulmaktadır. Şık renkli arka kapaklar, dokusal olarak işlenmiş diziler şeklinde ayırt ediciliğe sahiptir ve deri seçenekleri, özel iplikle dikilmiş bir dizi ayırt edici renk ve özellik ile sunulmaktadır.

Detay için: http://www.lg.com/tr/smart-phones/lg-LGH815TR





Bir boomads advertorial içeriğidir.

13 Mayıs 2015 Çarşamba

0 Doğuş Otomotiv Trafik Hayattır!

Önemli olan ne kadar hızlı vardığınız değil, nasıl vardığınız...

Trafikte aşırı hız yapmayın! Çünkü Trafik Hayattır!



Aşırı hız son yıllarda kazaya sebep olan unsurların başında yer alıyor. Özellikle gençlerin yaptığı trafik kazalarının çoğu aşırı hız nedeniyle meydana geliyor. Doğuş Otomotiv’in kurumsal sorumluluk markası Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ı konusunu ana mesajları arasına alarak projelerini kurguluyor.

Dünya Sağlık Örgütünün raporuna göre trafik kazalarındaki ölümlerin yaş grubu analizinde diğer ölüm nedenleri arasında 15-29 yaş grubu birinci sırada yer alıyor.   Bu durum gençlere yönelik trafik güvenliği kampanyalarının acil olarak arttırılması gerektiğini gösteriyor. Trafik Hayattır platformu bu noktada çok önemli inisiyatifler alarak önemli projeler geliştirdi; 4 senedir devam eden Trafik Güvenliği Uzaktan Eğitimi projesinin üniversitelerde seçmeli ders okutulmasının yanı sıra, 2014 yılında radyolarda yer alan ‘aşırı hız’ radyo spotu da dikkat çeken bir diğer proje oldu. İki projede birçok önemli ödül aldı. Bu ödüllerden en çok gurur veren ise 2014 Birleşmiş Milletler Genel Kurultay’ın da iki projenin Avrupa’da trafik güvenliğiyle ilgili örnek uygulama seçilmesi oldu.




Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ ile  ilgili projelerine yenisini ekledi ve her birinde farklı trafik güvenliği mesajlarının verildiği bir animasyon serisi üretti. Aşırı hız konulu animasyonda her gün trafikte rastladığımız hatalar vurgulanıyor.  Çocuğunu almaya giden bir babanın trafikte kalmasını ve sonrasında hız yaparak girdiği emniyet şeridinde kaza yapmasını anlatan animasyondan hepimizin çıkaracağı dersler var.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Nisan 2015 Cumartesi

0 Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…

Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.

15 Nisan 2015 Çarşamba

3 HAYAT İKSİRLERİMİZ



Yazma havamda değilim desem... Yazdıklarımı beğenmeyip sildim. Hatta başlık bile bulamadım konuya. Bu suskunluğum torunumdan uzak olduğum, onları çok özlediğim için sanırım.
En iyisi sizi iki resimle başbaşa bırakayım. Gülbilge kızımın kızı. Mercan ise Keskinin ağabeyinin torunu.

Gülbilge'yle kendi yaşımı tamamen unutuyorum.

Mercan'ın oyuncak bebekleri görünce ağlamaktan tam vazgeçtiği an.

29 Mart 2015 Pazar

9 YAKARIM ABİ... !


Başlığa bakıp ne düşündünüz bilmem ama, ben gerçekten de yaktım. Aşağıda gördüğünüz ahşap kavanozu Keskin yaptı. Şaka yapmıyorum. Gerçekten de kapağıyla, kutusuyla torna makinesinde O yaptı. Pavlonya ağacı kullanmış. İncecik, hafif, çok kullanışlı bir kutucuk olmuş bu.

İyi de benim emeğim yok bunun içinde. Olmaz. Her şeyde ikimizin de parmak izi olmalı.

Haaa.. Bu arada Keskin bana harika bir hediye aldı.. Ahşap yakma makinesi.. Anladınız di mi şimdi başlıktaki "Yakma" olayını.

Durur muyum? Hemen kutunun üzerine bir desen çiziverdim.. Öyle kendiliğinden, içimden geldiği gibi bir çizim oldu. Aldım makinenin kızgın kalemini elime, bir güzel yaktım abi.. :) Öyle zevkli, öyyyle zevkli bir şey ki.. İnsanı kendinden geçiriyor. Zaman, mekan filan uçup gidiyor.

Sonra da tane karabiberleri içine yerleştirdim. Ay çok mutluyum ya.. Siz de çok mutlu olun e mi! İnadına mutlu olun. 






17 Mart 2015 Salı

4 KUŞLARIM


Kar yağıyordu o gün. Trafik sesi bile yoktu. Hatta hiç canlı yokmuş gibiydi. Sadece beyaz vardı ve garip bir sessizlik hakimdi her yere.
Aşurelik buğday vardı evde. Bir de patlamamış mısır :) Balkondaki küçük masaya yaydım onları. Hani belki kuşlar açtır. Belki gelip karınlarını doyururlar... Uzun süre bekledim. Gelen giden olmayınca, doğrusu epeyce hayal kırıklığına uğramıştım. Günlük işlerime döndüm. Malum, çamaşırdı, bulaşıktı, yemekti derken unutup gitmiştim kuşları. TV açıktı. İzlemesem de bu yoğun sessizliği bozuyordu ya, o da yetiyordu bana. Güya, kendimi yalnız hissetmiyordum.

İşim bitti. Bilgisayarın başına oturmak üzere pencerenin önündeki masama doğru yürürken dışarıda ki kuşları farkettim. Çılgına döndüm inanın. Artık bir sürü arkadaşım vardı. TV yi, sonra da gözlerimi kapattım. Serçelerin hep bir ağızdan söyledikleri şarkının içinde buldum kendimi . O gün bu gündür sabahları kuşların cıvıltısıyla uyanıyorum.
Balkonum felaket kirleniyor ama umurumda değil.

Kar vardı o zaman. Şimdi erik ağacı çiçeklendi. Hava yavaş yavaş ısınmaya başladı. Ben biraz daha yaşlandım.. Zaman ne çabuk geçiyor. Dünya ise kimi zaman  huzurlu,neşeli, bazen umutsuz ve gözyaşlı bakıyor bana. Tıpkı benim ona baktığım gibi.








16 Mart 2015 Pazartesi

10 İĞNE İPLİK YOK


Evet... Hiç iğne iplik kullanmadan bir runner yaptım. A..aaa.. Güzel oldu tabii. Ben yaparım da güzel olmaz mı?

Öyle ballandıra ballandıra anlatmama gerek yok. Kumaş, dantel bir de kumaş tutkalı yetti bana.
Dikiş yerine yapıştırıcı kullandım anlayacağınız. 

 Makinede bile yıkanabiliyor. Yapıştırılan parçalar ayrılmıyor. Çünkü denedim. Dikiş makinem yok demeyin artık. Kumaş yapıştırıcısı inanın çok işe yarıyor. 


Gerçeğinin, fotoğraflardan çok daha şık durduğunu söylemeliyim.
Bugün burnu büyük günüm. Hava atacağım işte. (Hava nasıl atılır ya... Tutamam ki atayım) Hi hi.. Yeni düşünüyorum bu deyimi. Hava.. atmak.. Yok yok.. Kafam da durdu. Gevezelik bile yapamıyorum. Hadi bana bugünlük byeeee... 



 

30 Ocak 2015 Cuma

8 BENİM ÜLKEM


Bir küçük aileyiz biz. 14-15 yaşlarında iki çocuğumuz var.
Ben ve eşim yüksek tahsilliyiz ve ikimiz de çalışıyoruz.

Evimizde zor günlerde bile mutluluk var hep. Güçlü bir dayanışma içindeyiz. Geleceğimizle ilgili kararları birlikte veririz . Çocuklarımız kendi kararlarını verirken özgürdürler. Onlara hiçbir zaman "Ders çalışın" demedik. Arkadaşlarını seçerlerken engel olmadık. Ne giyeceklerine ve hangi sosyal faaliyeti seçeceklerine karışmadık. Kendi prensiplerini kendileri geliştirdiler ve kendi üzerlerinde otokontrol kurdular. Biz böyle yaptık çünkü anne-babalarımız da bizi öyle yetiştirmişlerdi.


27 Ocak 2015 Salı

24 KUTULARI KAPLADIM YİNE

Oh be..! Nihayet atölye odamda vakit geçiriyorum bir kaç gündür. Mutfak tezgahımda çöp kutusu yoktu. Her defasında dolap kapağını aç, kutuyu çek, çöpü at, kutuyu it, kapağı kapat... canıma yetmişti. Hiç mi marketlere gitmiyorum... Gidiyorum elbette ama içime sinen kutular hep gözüme pahalı geliyor, almaktan vazgeçiyordum.

Sonunda kendme kızıp soluğu atölyede aldım. Elime geçen ne varsa, (küçük konserve kutusu, büyük konserve kutusu, deterjan kutusu, süngerlik... ) boyamaya başladım. Hepsini de aynı peçete ile dekupajladım. Bu arada Keskin çöp kutusuna ahşaptan bir kapak kesti. Onu da beyaza boyayıverdim.

Oleeeyyy... Tezgahım pek bi değerlendi canım. Artık baktıkça keyiflenirim.