25 Temmuz 2015 Cumartesi

9 HER TELDEN BİRİ DE ÇAMAŞIR MESELESİ.



 Sabah yıkanan çamaşırları sepete doldurup asmak üzere balkona çıktım. Çamaşır asmak da bir kişilik meselesi gibi geliyor bana. Mesela ben çamaşırları asmadan önce gruplara ayırırım. Çarşaf- Yastık yüzü- havlu- iç çamaşırlar- giysiler vs. Sonra sırayla asarım. Yani havluların arasına atlet ya da atletlerin arasına çorap asmam .


 Bu kadarla kalsa iyi. Çamaşırları tersinden de asmam. İlle düzeltirim. Pijamaların alt ve üst parçaları yanyana asılır. Çoraplar mutlaka eşleştirilir.

 Mandallara gelince.... Önceleri renkli mandallarım vardı. Sarı çamaşıra sarı mandal, maviye mavi, beyaza beyaz mandal tuttururdum. Sayıları yetmezdi tabii. Kafayı yerdim. Şimdi mandalları 2 renge düşürdüm.Siyah ve beyaz. Siyahları koyu renklerde beyazları açık renklerde kullanıyorum. Eğer es kaza beyazların arasına siyah denk gelmişse mutlaka düzeltiyorum. 

Bugün ezber bozmaya karar verdim ve gelişi güzel astım çamaşırları. Çamaşırlar neredeyse kurudu. ancak ben biliyorum ki atletin biri havluların arasında, benim pijama üstüm ters ve çoraplar eşleşmemiş. Üstelik mandallar karmakarışık. Büyük bir irade kullanarak gidip düzenlemedim ama aklımdan çıkmıyor :)

Dedim ya kişilik meselesi. Hiç bir şeyim düzenli değildir. Dağınık ve tembelimdir genelde. Ama şu çamaşır asma olayında yaşadığım zararsız(!)  takıntım neyin nesidir bilmiyorum. Olsun, yine de bu halimi seviyorum.


Bu sayfayı hazırlarken internette resim aradım. Yukarıdaki resmi bulduğum link Burada Çok ilginç yasaklardan söz ediyor. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

*Mesela ,pazar günleri İsviçre'de çamaşır asmak  yasakmış. 
*Mesela, her ülkede sokakta çıplak gezmek yasaktır ama Villahermosa'da (Meksika) bu yasak bir adım ileri çekilmiş. Ahlaki değerlerin zedelendiğini gören Villahermosa belediyesi, 1 ocak 2005 te halkın evde çıplak gezmesini yasaklamış. (Suçluları yakalamak için evlere kamera mı koyuyorlar)
 *Tayland'da iç çamaşırsız gezmek yasakmış (Nasıl anlıyorlar bunu acaba. Eteklerin altına mı bakıyorlar) Ay çok güldüm.
*Singapur'da metroda sakız çiğneyen tutuklanıyormuş.

Yani anlayacağınız bir çok yasağı başkaları koyarken şu çamaşır asma kurallarını kendime bizzat kendim koydum ve eğer uymazsam o çamaşırlar toplanana kadar düzeltmeme iradesini gösterme cezasını da kendim çekiyorum. Hi hi.. Gülmeyin ama ya.. Ben gülüyor muyum. :) :) :D







18 Temmuz 2015 Cumartesi

6 PASAKLI DİKİŞ KUTUSU

Evet.. Pasaklı işte. Bildiğin kirli bir kutu. Heh he... Kirlenmek de kirletmek de çok güzel. Hani şu hazır mdf kutular var ya. Onlardan birini, hem de içini türlü türlü hobi malzemesiyle doldurarak armağan etmişti Zeynep. Aldığım en güzel hediyelerden biriydi.

Üzerinden neredeyse 1 yıl geçti. Bir türlü elim varmadı. Bir türlü hayal edemedim bu kutuya ne yapabileceğimi.

Sonunda, elime yeni geçirdiğim peçete ilham verdi ve başladım boyamaya. Eskitme objelere bayılıyorum. Uzun süre de bu tarzdan vazgeçemeyeceğim sanırım. Kullandığım yöntem "eskitme"den ziyade "kirletme" şeklinde. Sür boyayı beyaz zemine, yay bi güzel. Şansına ne çıkarsa artık. Sonuç daima sürpriz oluyor. Belki de bu yüzden seviyorum bu metodu.

Not: Atölye odama döndüm galiba. Umarım artık yeni ve güzel denemelerim olur. Umarım sizlerle daha çok ilgilenebilir ve paylaşabilirim hayatı.











15 Temmuz 2015 Çarşamba

0 DERLİ TOPLU


Bir kitap okuma kutusu daha hazırladım. Ama bu kez banyo dolabımın lavabo tarafına astım ve içine saç kurutma makinesi ile tarak ve fırçalarımı yerleştirdim.


 Kolay değildi. Önce benim verdiğim ölçülerle Keskin'in kestiği mdf parçaları beyaz tutkalla birbirine monte ettim. Sonra astar boya ile bir kat boyadım. Sonraaaa peçete dekupaj yaptım. Fistoları yapıştırdım. Arkasına metal askıları çaktım. Bitti. :)


Bu kutuyu, saçlarımı kuruturken kolaylık olsun, ihtiyacım olan malzemeler derli toplu ve el altında olsun istedim. İyi ettim di mi?

Diğer Kutulara da Bakabilirsiniz




14 Temmuz 2015 Salı

6 BİLGİSAYAR MASAM ÇOK ESKİDİ







Tam 7 yıldır kullandığım bilgisayar masamın kaplaması kabardı. Her tarafı sürtünmekten sıyrılıp bozuldu. Eski halinin fotoğrafını çekemedim ama aşağıda ki resim size fikir verecektir.




 Masanın yüzeyini güzelce zımparaladım. Temizledim ve tek kat beyaz astar boya ile boyadım. Şu astar boya nedir hala tam olarak bilmiyorum ama ben plastik badana boyası kullandım. Yine zımparaladım hafifçe.  Sonra beyaz parlak sprey boya püskürttüm.

 Tam 4 kat boyadım. Yani 2 tüp boya harcadım. İyice kuruduktan sonra yeşil ve kahverengi antique (Eskitme) boyasını gelişi güzel sürdüm. Nemli bir bezle boyayı yüzeye boydan boya yaydım. Umduğumdan çok daha farklı bir sonuç elde ettim ama doğrusu bu hali de gözüme güzel göründü.





 Kuruduktan sonra da, kenarlarını yırtıp mum alevinde yakarak eskittiğim dekupaj kağıdını ortasına yapıştırdım.

Son olarak da bol bol vernikledim. Hi hi.. şimdi temiz, eşi olmayan, şık bir masada oturuyorum. Darısı başınıza.

25 Nisan 2015 Cumartesi

0 Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…

Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.

15 Nisan 2015 Çarşamba

3 HAYAT İKSİRLERİMİZ



Yazma havamda değilim desem... Yazdıklarımı beğenmeyip sildim. Hatta başlık bile bulamadım konuya. Bu suskunluğum torunumdan uzak olduğum, onları çok özlediğim için sanırım.
En iyisi sizi iki resimle başbaşa bırakayım. Gülbilge kızımın kızı. Mercan ise Keskinin ağabeyinin torunu.

Gülbilge'yle kendi yaşımı tamamen unutuyorum.

Mercan'ın oyuncak bebekleri görünce ağlamaktan tam vazgeçtiği an.

29 Mart 2015 Pazar

9 YAKARIM ABİ... !


Başlığa bakıp ne düşündünüz bilmem ama, ben gerçekten de yaktım. Aşağıda gördüğünüz ahşap kavanozu Keskin yaptı. Şaka yapmıyorum. Gerçekten de kapağıyla, kutusuyla torna makinesinde O yaptı. Pavlonya ağacı kullanmış. İncecik, hafif, çok kullanışlı bir kutucuk olmuş bu.

İyi de benim emeğim yok bunun içinde. Olmaz. Her şeyde ikimizin de parmak izi olmalı.

Haaa.. Bu arada Keskin bana harika bir hediye aldı.. Ahşap yakma makinesi.. Anladınız di mi şimdi başlıktaki "Yakma" olayını.

Durur muyum? Hemen kutunun üzerine bir desen çiziverdim.. Öyle kendiliğinden, içimden geldiği gibi bir çizim oldu. Aldım makinenin kızgın kalemini elime, bir güzel yaktım abi.. :) Öyle zevkli, öyyyle zevkli bir şey ki.. İnsanı kendinden geçiriyor. Zaman, mekan filan uçup gidiyor.

Sonra da tane karabiberleri içine yerleştirdim. Ay çok mutluyum ya.. Siz de çok mutlu olun e mi! İnadına mutlu olun.