YAPTIKLARIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAPTIKLARIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2012 Pazar

41 CAM ŞİŞE SÜSLEME

Seviyorum işte ben bu işi. Ne olacak benim bu halim? Süsle süsle nereye kadar? Öyle bir an gelecek ki ben insan yüzlerini süslemenin yollarını arayacağım. Kirpiklere kurdele takıp, yanaklara dekupaj yapacağım. Yolda giderken gördüğüm  bahçeleri bile hayalimde süslemeye başladım. Hatta sevimli bir evin duvarlarında döküntüler varsa oralara sandıklardan süsler filan yapar oldum. En berbat olan şey ise gözümün geri dönüşüm kutularına atılan çöplerde olması ki.. .şimdiye kadar henüz çöp karıştırmadım ama ilerisi için garanti veremiyorum. Ama bu şişe de çok şık şıkırıdım oldu değil mi? Hem, hep "Güzel olmuş" filan demeseniz de biraz eksiği, kusuru da söyleseniz. Sonunda megalomani de başlayacak bende. :))
(Bu çalışmada A4 e çıktı aldığım resim soluk maviydi. Dekupaj tutkalını sürünce renkler çıldırdı. Bana göre en önemli kusur resmin cart mavisi. )






5 Mayıs 2012 Cumartesi

13 SHABBY CHİC TARZI KAVANOZLAR

Atölyemde kullandığım bütün kavanozları bir güzel giydirdim. Sanırım yavaş yavaş toparlanıyor hobi odam. Daha çok iş var tabii. Çünkü ben sadece bir şeyler üretip sevdiklerime hediye etmek için çalışıyordum. Çevreme bakmıyordum bile. Ama artık ilgilenme zamanı geldi. Çekmeceler, dolaplar, raflar vs. ile de ilgilenmeliyim. Evimde kullanmadığım ne kadar eşya varsa bu odaya yerleştirdim. Çok uyumsuz mobilyalar var şimdi. Onları da elden geçirmek gerek . Bakalım bu odayı istediğim hale getirebilecek miyim?




Kavanozları vintage tarz çalışmak istedim ama daha çok shabby chic tarzı oldu. Şimdilik idare eder. Eski hallerinden çok daha çekici oldular.
Shabby Chic : Eski püskü şıklık demekmiş. 




Önce bütün kavanozları rafa dizip çekmiştim fotoğrafları. Ama o kadar kötü göründü ki gözüme. Onlara poz verdirmem gerektiğini düşündüm. Yani blog hazırlarken biraz da estetiğe önem vermek gerekiyor sanırım. Gerçi blogumun temasını hiç beğenmiyorum ama değiştirmeye de çok korkuyorum.

Her neyse, kullandığım kumaş, güller ve kendi yaptığım sehpa ile fon hazırladım. Tabii ki daha şık oldu fotoğraflar ama obje fotoğrafçılığını öğrenmem gerektiğini daha iyi anladım.  İstediğim renkleri ve derinliği ayarlayamıyorum.

















4 Mayıs 2012 Cuma

19 ROMANTİK TARZ ALTERED ART


Başlamışken devam edeyim dedim.Bu defa çıkış noktası torunum, kızım ve damadımın renkli fotoğrafıydı. Fotoğraf güncel olunca çerçevemizin resim kadar canlı olması gerekli diye düşündüm. İçime fazlaca sindi diyemem. Evet, değişik ama pek de özel değil. Olsun. Denedim en azından ve gördüm ki altered art vintage tarza daha çok yakışıyor.


Önce fotoğrafı elime aldım. Fon beyaz olmalı diye düşündüm. Çünkü eskitme objelere renkli fotoğraf hiç yakışmıyor. Hani fotoğrafı eskitebilsem hiç sorun kalmazdı da... benim yazıcı renk körü sanırım. Bir türlü istediğim baskıyı elde edemedim.  Neyse... elime bir tül geçti. Çiçek buketi sarılıydı onunla. İyi ki atmamışım.  Fon için iyi olacaktı bu tül. Sonra bir beyaz saten kurdeleden fiyonk yapıp tülle süsledim. Ortasına beyaz minik gülü yapıştırdım ama herşey beyaz olunca rahatsız etti gözümü. Ben de kahverengi spreyi elime alıp hafif hafif püskürttüm tülün ve fiyonkun üstüne. Degrade renk oluştu ve epeyce şık durdu.




Sonra çikolata kutusunu aldım elime. Zemine tülü yapıştırdım. Yine tülle çepçevre sardım kutuyu.









 Tülün serbest kalan uclarını da takı için aldığım helezon materyalle birbirine tutturdum.Fotoğrafın kenarlarını yine takı materyallerine geçirdiğim tülle süsledim. Resimden arta kalan boşluklara kahverengi boya püskürttüğüm minik gülleri ve incileri serpiştirdim.

 

.
İlk hazırladığım fiyonklu çiçeği çerçevenin köşesine yerleştirdim. Bütün malzemeleri sıcak silikonla tutturdum.



Askısını da tülden yapıp arka tarafa silikonla yapıştırdım ve diğer çerçevenin yanına astım.

Vintage tarz çerçevenin havası diğerini söndürse de bir süre birlikte sürdürecekler saltanatlarını.

3 Mayıs 2012 Perşembe

27 HER HOBİCİ BİRAZ DELİDİR.


Karar verdim... Ben bir deli hobiciyim. Bazen düşünüyorum da... "Ne yapıyorum ben?"
Deliler gibi kahve yapıp gazete eskitiyorum. Gazeteden güller yapıp boyuyorum. Kullanmadığım etekleri parçalayıp onlardan kurdeleler oluşturuyorum. Çikolata kutularını çerçeve olarak değerlendiriyorum. Saatlerce yeni bir şeyler tasarlamaya çalışıyorum. Sonra da bir şeyleri tamamlayıp çığlık çığlığa "Yaptııımmmm" diye dolanıp duruyorum evin içinde.

Yetmiyor.. Başlıyorum resimlerini çekmeye. Sağı, solu arkası... Ortası, köşesi.. Resimleri beğenmiyorum. Bir daha çekiyorum. Işık sağdan gelsin, olmadı soldan gelsin. Gerçek renk fotoğrafa yansımadı, o halde flaşsız çekeyim.. Karanlık oldu hadi bir daha...

Derken sıra bloga yerleştirmeye geliyor. Resimler seçiliyor. Boyutlar ayarlanıyor. Bazılarında ışık efektleri uygulanıyor. Çerçeve yapılıyor. Marka vuruluyor... Oleyy... Blog kaydı da tamam...
Sonra bekliyorum. Arkadaşlarım yorum yapacaklar. Beğenecekler. Çünkü beğenmeyenler yorum yapmıyorlar zaten. Yorumlar az ise, ziyaretçim yoksa bütün hevesim gidiyor. Üzülüyorum öylece, yalnız başıma..

E be canlar... bu delilik değil de nedir?
İşte size bir delilik resmi daha. Bu kez "Altered Art" denilen şeyden yaptım. Anlatması zor. Eski ve kullanılmadık ne varsa her şeyi birbirlerine uyumlu hale getirip değerlendirme sanatıymış bu altered. Türkçesi yok.

Benim olayım annemle babamın düğün fotoğraflarıyla başladı. Bu fotoğrafa güzel bir çerçeve oluşturmak istedim. İki gün iki gece aklımda bu fotoğrafla dolanıp durdum. Sonra geçtim masamın başına. Önce gazete eskittim. Sonra tülleri, kurdeleleri, zemin için kullanacağım kartonları teker teker denemeye başladım.. Masamın halini görmelisiniz. Fotoğraftan belki biraz anlaşılır dağınıklık.


Neler yok ki masada. Çikolata kutusu, takı malzemeleri, takvim yaprağı. kumaş parçaları, düğme kavanozları, Oooo.. daha neler neler.


Derken... onca malzemenin arasından seçimimi yaptım. Eski gazete, eski etekten kesilen parçalardan kurdele ve dantelimsi kumaş kullanacaktım. Zemin olarak elimde beyaz karton vardı ama içime sinmedi. Arka plan olarak kullanabileceğim bir şeyler ararken çikolata kutusu geçti elime. Muhteşem bir fon ve harika bir çerçeve olabilirdi bu. Sıvadım kolları...Sonunda gerçekten de içime sinen bir çerçeve oluştu.








Tablonun gerçek rengine en yakın görüntü bu.














Bu fotoğraf  uzaktan çekim.


















Bu sol köşe... Eski etekten kestiğim kumaştan şeriti takı malzemesinin içinden geçirip kutunun kesilen kapak kısmındaki kötü görüntüyü kamufle etmek için kullandım.














Bu sağ köşe. En altta etekten çıkan dantel parça var. Onun üstünde kumaş şerittan kurdele var. En üstte de gazeteden daha önce yapmış olduğum çiçek var. Kumaşları dikerek şekillendirdim. Çiçeği silikonla yapıştırdım.

















Bu da askı kısmı. Etekten kesilen şeritle yapdığım kurdele askı kısmını süsledi.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

16 BAMBU AMERİKAN SERVİSLERİ ÇOK İŞE YARIYOR .





İnsan bir kez bambu kutu yaptığı zaman işin tiryakisi oluyor. O kadar zevkli bir iş ki. Hem çok kolay ve çabuk, hem fonksiyonel yani sadece bir süs eşyası değil. Ciddi ciddi işe yarıyor .





1 Mayıs 2012 Salı

3 MİNİ KAVANOZLARIM DA SÜSLENDİ

Mini kavanozlar süslendi ve duvardaki mıknatıslı plakaya yapıştı. Artık bütün minik materyallerim elimin altında.

8 MİKA ŞEKER KUTUSU ŞEKER GİBİ OLDU :)


Artık hobi odamı daha düzenli hale getirmek ve şıklaştırmak istiyorum ama nereden başşlayacağımı da bilemiyorum. Çünkü çok fazla sayıda yeni kutular, düzenleyiciler, kavanozlar süslemeliyim. Ortalığı toparlarken elime bir mika kutu geçti. Hem de şeffaf. Malzemeleri şeffaf kutularda saklamayı tercih ediyorum. İçleri görünürse aradığımı daha kolay bulabilirim, öyle değil mi? Gelgelelim bu kkutunun üzerinde etiket var ve mikadan etiketi çıkarmam imkansız. O zaman etiketin üzerine başka bir etiket yapıştırırm deyip eski gazeteyi kullanmaya karar verdim. Bir broşürde de küçük bir resim kestim. Düzenleyip yapıştırdım.  Artık iri boyutlu düğmelerimi saklayabilirim.

27 Nisan 2012 Cuma

4 YİNE BİR CAM KAVANOZ SÜSLEME ÖRNEĞİ


Kısa günün karı dedim ve bir cam kavanoz daha süsledim.Ben bu işi çok seviyorum...

Yaptığım iş oldukça basit aslında. Gazetenin resim ve renk olmayan bölümlerini kullandım.Nescafe yaptım önce. Biliyorum "Konumuzla ne alakası var şimdi kahvenin" diyeceksiniz. Ama ben kahveyi içmek için değil gazete kağıdını eskitmek için kullandım. Fırçayla kahveyi gazeteye bir güzel sürüp kuruttum. Harika bir eski gazete elde ettim. Sonra gazetenin ince uzun parçasını kavanoza sarıp dekupaj tutkalıyla yapıştırdım. Sonra başka gazete parçaları kesip kenarlarını yaktım ve ilk gazetenin üzerine gelişigüzel yapıştırdım.Hepsinin üzerine dekupaj tutkalı sürdüm. Tutkal, malzemeyi hem koruyor hem de hafif bir parlaklık oluşturuyor.

24 Nisan 2012 Salı

7 BAMBU KUTU

Her hobicinin yaptığı kutuyu sonunda ben de yaptım.Bu kadar kullanışlı olduğunu bilseydim daha önce yapardım her halde. Kalın mukavvadan iki adet dikdörtgen kutu kenarı kestim. Bu dikdörtgenlerin üste geleek tarafını yuvarlak hale getirdim. Üste gelen yuvarlak taraf hariç 3 kenarı sıcak silikonla bambuya kolayca yapıştırdım. Burada önemli olan tek şey kenar parçaların ölçüleri. Büyük keserseniz kutu kapağı tam kapanmaz. Küçük keserseniz kapak yerlere değer. Ben deneye deneye aldım ölçüleri. Bir kaç tane koli kartonu da ziyan ettim. :)

19 Nisan 2012 Perşembe

19 Yumurtadan Saksı Olur mu?

Valla yine ip kullandım. Ama bu defa başka bişi oldu bu şey. :) Önce kaseyi kalıp olarak kullanıp ipleri silikonla yapıştırdım. Yayvan bir kuş yuvası haline gelince de ipi kestim. Sonra kırık yumurtaların içine papatya kaktüs ve ballıbaba ektim. Aslında diğer yumurtalara pamukla mercimek ektim ama onların büyümeleri günler alacak. O yüzden şimdilik var olan ot ve kaktüsü kullandım. Yuvanın içine biraz kuru ot, dal filan serpiştirdim ki yumurtalar denge bulsun. Sonra da yumurta saksıları yuvanın içine yerleştirdim. Makara sehpamın üzerine yerleştirdim.

 Haa... Sehpanın üzerine çocuklarım küçükken ördüğüm tığ işi örtüyü de yaydım. (Ne güzel işlemişim ya. Ne kadar sabırlıymışım o zamanlar.) Sonra da döne döne resimlerini çektim. Ay pek mutlu oldum. Yumurtalara çok yakıştı bu çiçekler. Belki de daha fazla kaktüs ekerim yumurta saksılara. Hatta çok çok hazırlayıp değişik kompozisyonlar uygularım. Heyecan yaptım. (Heyecan ne zamandan beri "yapılan" birşey bilmem ama ben yaptım bile) ;) 





16 Nisan 2012 Pazartesi

37 Kablo Makarasından Sehpa Yaptık












O bir kablo makarasıydı. Bir mağazanın önünde işi bitmiş ve çöpe atılmayı bekliyordu. Mağaza sahibinden izin isteyip eve getirdim onu. Kullanılmıştı ne de olsa. Kirliceydi. Aylarca balkonda oradan oraya sürükledim. Kimi zaman üzerinde boya yaptım. Kimi zaman çevresinde dönüp onunla ne yapabileceğimi düşünüp durdum.


Sehpa olamayacak kadar kısaydı boyu ama sehpadan başka da hiç bir şey olmazdı. Sonunda ayak ilave edersem harika olur diye düşündüm ama bunun için eşime ihtiyacım vardı. Sadece o mu, yüzeydeki delikler de kapatılmalı ve bir de boyanmalıydı. Fikrimi söyleyince eşim sıvadı kolları ve üstüne suntadan bir tabla kesip yapıştırdı. Ayaklarını ekledi ve bir güzel boyadı. Aylardır da aşağıda bekleyip duruyordu beni.






















Bugün elime silikon tabancayı aldım. Halatı çevire çevire silikonla yapıştırdım bir güzel. İp yetmedi. Yeni ip alınacak ama ancak Eskişehir'den döndükten sonra tamamlayabileceğim. Şimdilik eksikleriyle fotoğraflayıp yerleştirdim bloga. 










Çiçeklerimi de yerleştirdim. Hatta kitapları da dizdim alt rafa... Hmmm.. olmuş. Hem de çok kullanışlı olmuş. İlk hali ne kötüydü değil mi. Şimdi resimlerde kaldı. 

Hayatınızdaki tüm çirkinlerin, tüm kirliliklerin hafızalarınızdan silinmesi yerine yepyeni güzelliklerin yerleşmesi dileğimle... 








1 Nisan 2012 Pazar

31 LOHUSA ŞERBETİ BARDAK SÜSÜ

Artık Gülbilge'nin anne karnındaki yolculuğunun sonuna iyice yaklaştık. Asla kelimelere sığmayacak, izahı olmayan bir bekleyişi yaşıyoruz. Nefeslerimizi tuttuk desem olmaz. Çünkü hiç kimse bu denli uzun bir bekleyişi soluk almadan tamamlayamaz. Dakikalar saate, saatler güne uzadı sanki. Aslında sorun bizde çünkü biz beklemeye çok erken başladık. Düşünsenize ben Eskişehir'e geleli 10 gün olmuş.

Elbette bu bekleyiş oturarak hiç geçmezdi. Durmadan kendimi oyalayacak bir şeyler yaptım. Ortalık topla, süpür , sil, toz al, yemek yap. Tamam da nereye kadar. Bu telaş arasında birden aklıma lohusa şerbetinin malzemelerini almadığım geldi. Dün doktor kontrolünden sonra çarşıya koşturduk. Malzemeleri aldık. İşte o zaman "Dannn" dedi. Bardaklar süslenecekti ya. İyi de.. nasıl? Bütün kurdeleler, çiçekler, silikon tabancam vs. hepsi Bursada. "Hayııırrr... Bu ne şov merakıdır.

21 Mart 2012 Çarşamba

37 PUANLI BAHARATLIK SETİ NASIL YAPILIR?

Not: Yaptığım hataları fotoğrafların en sonuna yazdım. :)
İşte son hamlem.. Eskişehir'e gitmeden önce yetiştirmek için zamanla yarıştım ve galiba başardım.
Küçük kızım Elif ve damadım Tarık, İngiltere'den Almanya'ya geçiş yaptılar. İngiltere'de iken eşyalı bir evde kalıyorlardı. Almanya'ya geçiş yapınca kendi eşyaları ile bir ev düzenlemeye başladılar. Kısacası kızımın çeyizi şimdi gidecek. :) Bu kavanozları da onun için süsledim. Baharat takımı annesinin el emeği olacak yani :) Renkler onun özel talebi. Zeynep için yapmış olduğum baharat takımı da BURADA

Yapım aşamalarına gelince;