dekupaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dekupaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2016 Pazartesi

14 KUCAK TEPSİM ESKİMİŞTİ BİR DAHA ESKİTTİM.



Terapi olsun istedim. Yani belki beni gözyaşlarının içinden çıkarır dedim.

Evde bir TV var. Ama pek işe yaramıyor. Çünkü, bana yeni bilgiler katmayan, duygusal dünyama pozitif katkısı olmayan, beyin yıkamayı hedef edinmiş programları izlemiyorum. Dizilerden nefret ediyorum. Bilgi içerikli yarışmaları ve haberleri izliyorum. Türksata bağlı TV. Yani öyle paralı kanallar yok bizde. Film, belgesel vs. kıtlığı yaşıyorum. Bu yüzden TV benim oyalanma aracım değil.

Boş zamanlarımı PC başında geçiriyorum. Haberleri de genellikle PC den izliyor, gazeteleri PC den takip ediyorum.

Ne kadar kaçarsa kaçsın insan, vatanı söz konusu olunca travmalardan kurtaramıyor kendini. Son 3-4 yıldır millet olarak darbe üstüne darbe yaşıyoruz. Tam bir travmadan çıkıyorum derken bir yenisi daha da ağır biçimde patlak veriyor. Üzülüyorum. Korkuyorum. Uykularım kaçıyor ya da uykuya sığınıyorum bazen. Dikkatimi hiç bir şeye veremiyorum. En sevdiğim iş kitap okumaktır. Son zamanlarda okuduklarımı da anlayamaz hale geldim.

Hobilerim vardı. Her türlü el işi ilgi alanım içindeydi ama ne yazık ki artık ilham filan da kalmadı. Yeni bir şeyler yapmak için odaya girdiğimde malzemelere aptal aptal bakıp çıkıyorum.

Sonunda yıllar önce kızımın bana hediye ettiği ve daima elimin altında olan, her fırsatta kullandığım kucak tepsisi dikkatimi çekmeyi başardı. Çok yıpranmıştı. Zemindeki resim yer yer silinmişti. Kirli görünümünden kurtarmaya karar verdim ve elimdeki malzemelerle onu bir güzel eskitip yeni bir resim yerleştirdim. Transfer kağıdı kullandım. Güllü dallı şeyleri sevmem ama piyasadaki hazır kağıtlarda benim sevdiğim desenler yok. Ben de kolaya kaçıp elimde olanı kullanıverdim.

Son olarak Allah vatanımızi bir an önce bu kabuslardan kurtarsın diyorum. Amin.







14 Temmuz 2015 Salı

6 BİLGİSAYAR MASAM ÇOK ESKİDİ







Tam 7 yıldır kullandığım bilgisayar masamın kaplaması kabardı. Her tarafı sürtünmekten sıyrılıp bozuldu. Eski halinin fotoğrafını çekemedim ama aşağıda ki resim size fikir verecektir.




 Masanın yüzeyini güzelce zımparaladım. Temizledim ve tek kat beyaz astar boya ile boyadım. Şu astar boya nedir hala tam olarak bilmiyorum ama ben plastik badana boyası kullandım. Yine zımparaladım hafifçe.  Sonra beyaz parlak sprey boya püskürttüm.

 Tam 4 kat boyadım. Yani 2 tüp boya harcadım. İyice kuruduktan sonra yeşil ve kahverengi antique (Eskitme) boyasını gelişi güzel sürdüm. Nemli bir bezle boyayı yüzeye boydan boya yaydım. Umduğumdan çok daha farklı bir sonuç elde ettim ama doğrusu bu hali de gözüme güzel göründü.





 Kuruduktan sonra da, kenarlarını yırtıp mum alevinde yakarak eskittiğim dekupaj kağıdını ortasına yapıştırdım.

Son olarak da bol bol vernikledim. Hi hi.. şimdi temiz, eşi olmayan, şık bir masada oturuyorum. Darısı başınıza.

27 Ocak 2015 Salı

24 KUTULARI KAPLADIM YİNE

Oh be..! Nihayet atölye odamda vakit geçiriyorum bir kaç gündür. Mutfak tezgahımda çöp kutusu yoktu. Her defasında dolap kapağını aç, kutuyu çek, çöpü at, kutuyu it, kapağı kapat... canıma yetmişti. Hiç mi marketlere gitmiyorum... Gidiyorum elbette ama içime sinen kutular hep gözüme pahalı geliyor, almaktan vazgeçiyordum.

Sonunda kendme kızıp soluğu atölyede aldım. Elime geçen ne varsa, (küçük konserve kutusu, büyük konserve kutusu, deterjan kutusu, süngerlik... ) boyamaya başladım. Hepsini de aynı peçete ile dekupajladım. Bu arada Keskin çöp kutusuna ahşaptan bir kapak kesti. Onu da beyaza boyayıverdim.

Oleeeyyy... Tezgahım pek bi değerlendi canım. Artık baktıkça keyiflenirim.


23 Şubat 2013 Cumartesi

21 YENİLEDİM SONRA DA ESKİTTİM

İşte bir yenileme daha. Hızımı alamıyacağım galiba.. Önce saksılar, sonra şişeler-bardaklar, derken mobilyalar.. Herşey yenileniyor, değişiyor. Sıra Keskin'e gelecek diye ödüm koptu. Ona da boya , dekupaj, dantel filan eklemeye kalkabilirim bu gidişle. Cık cık cık .. Allah korusuuuuunnn.Ben en iyisi susmalıyım. Bugün sadece resimler konuşsun. Belli ki  saçmalayacağım...

Şaka maka bi yana güzel oldu ya.. Yine internetten buldum resmi. Keserek kullandım. Harfleri de kendim yazdım. Resmin kaynağı BURADA


21 Şubat 2013 Perşembe

34 ESKİTME TELEFON SEHPASI


 Hi hi...Kendimi hobicilik oynamaya kaptırdım gitti. İşte bir proje daha bitti. 
Eski mi eskiydi. Demode, kırık dökük ve yalnız. Bir kenarda hüzünlü bir yaşlılık yaşıyor gibi. 

24 Ocak 2013 Perşembe

36 ELİF'İN ÇALIŞMALARI

Kızım Türkiye'ye kesin dönüş yaptı demiştim ya. İlk buluşmamız Eskişehir'de oldu. Birazcık hasret giderip döndüm Bursa'ya. Elif hemen arkamdan gelivermesin mi.. Bu ikinci buluşmamız öncekine göre daha dolu dolu geçti. Biraz alışveriş, başbaşa yemek, birlikte çalışmak... Öyle büyük bir armağan ki bunca hasretten sonra birlikte yaşanan saatler.
Bugün hobi odama geçtik ve masallarımızı birlikte yazdık. Önceeski takvim yapraklarıyla bir ıvır zıvır kutusu yaptık. Emeğin çoğu ve seçimin tamamı Elif'indi. İlk olmasına rağmen, öyle titiz çalıştı ki, sonuç beklediğimden çok daha başarılıydı. Siz ne dersiniz?



17 Ocak 2013 Perşembe

11 ESKİTME VAZO

Şimdi oldu. Dedemin sehpası anlam  kazandı. Kayınvaldemin eşyalarının arasında eski bir kavanoz bulmuştum. Bugünlerde benzerlerini yapmıyorlar artık ya da ben rastlamadım. Gözüm gibi saklıyordum onu. Nihayet boyayıp süsledim ve dedemin sehpasının yanına yerleştirdim. Birbirlerine çok yakıştıklarını düşünüyorum. Şimdi sehpa da içime sindi vazo da . Yıllar öncesinin anılarını yaşatıyormuşum gibi geldi. Gerçek sahiplerinin ruhları şad, mekanları cennet olsun İnşallah.









16 Ocak 2013 Çarşamba

11 DEDEMİN SEHPASI

 
İnsan bir şeye çok özenmemeli beklide. Hani sakınılan göze çöp batar ya..
Hahhaaa..Var ya önce sakınılan çöpe göz batar yazmıştım. Bu kelime takdim tehirini hep yaparım. Bu da Keskin yüzünden oluyor.  O özellikle kelimelerin yerini değiştirip konuşuyor. Bunu her yerde yapıyor ama. Tezgahtarlara, kasiyerlere, işçilere... Sonun da beni de kendine benzetti.




Hatta birinde kaldırımda çakmaklara gaz dolduran bir adama çakmağımı verip "Bu gaza çakmak doldurur musunuz? " dedim. Adamcağız dudaklarını ısırdı. Hatta mosmor kesildi. Hali görülmeye değerdi doğrusu. Sonunda tutamadı kendini ve güldüğünü belli etti. "Niye gülüyorsunuz? dedim. Daha çok gülüp "Gazlara... çakmak... hahahha... doldur" dediniz." diye cevap verdi. "Evet" dedim gülerek. "Neşelenelim diye bilerek söyledim." Hep birlikte gülmeye başladık kaldırımda. Gelen geçen bize bakıp gülümsüyordu. Aslında herkesi durdurup onlara da durumu anlatsaydım ve oradan geçen herkes gülseydi ne iyi olurdu değil mi?

Neyse, gelelim asıl meseleye. Hacı Bey Dedemin (annemin babası)  bir sehpasını verdi annem bana. Eskiiii... kırık, çok kullanılmış bir küçük sehpaydı ama kestane kabuğu rengi bir boyayla güzelce boyanmıştı. Bunu Keskin'in eline tutuşturup beyaza boyamasını rica ettim. O, sehpayı dikkatle parçalarına ayırmış, zımparalamış, tekrar birleştirip sağlamlaştırmış ve lake boya ile boyamıştı. Sıra bendeydi. Ona eskitilmiş bir hava vermeli ve şıklaştırmalıydım. Uzun bir süre ne yapacağıma karar vermeye çalıştım. İnternetten sayısız dekupaj resmi indirdim ama aradığım resmi bulamadım. Siyah beyaz çerçeve içinde herhangi bir yazı olmalıydı. Bulduklarımın hiç biri içime sinmedi. Eski kitap sayfası, notalar, gazete, belki eski osmanlıca yazılmış bir zarf ... I-ıh hiç biri değildi. Olmuyordu bir türlü.
Bu arada lake boya üzerine eskitme boya sürülürse neler olurmuş onu öğrendim. Eskitme boya cama sürülmüş gibi kurudukça pul pul atarmış..
Berbat bir sonuç ortaya çıkınca moralim çok fena bozuldu. Deliler gibi zımparaladım bozuk boyalı zemini ama düzelmedi. Tekrar beyaza boyadım. Öyle çirkin oldu ki.. Mutlaka eskitmeliydim boyayı. Bir daha denedim.. Felaket.. Asla istediğim hale gelmedi. Ama öyle yorulmuştum ki, moral bozukluğu yüzünden başka bir şeye de başlayamıyordum. Hatta öyle ki neye başlasam bozuluyordu. Aradan günler geçti.
Eğer bu sehpa öyle ya da böyle bitmeyecek olursa ben hobi odama girmek istemeyecektim. Huzursuz olacak ve günlerimi aptalca boş boş geçirecektim. Bu mutlaka bitmeliydi.

Bugün yazıcıdan çıkardığım dekupaj resimlerini kestim yapıştırdım. Kestim.. kestim.. yapıştırdım eskitile-me-miş sehpanın üstüne. Sonra da gözüm alıştı bu yeni haline. İstediğim şey değildi ama çok da fena olmamıştı. Bıkıncaya kadar böyle kullanacağım. Sonra zımparalayıp yeniden yapacağım. Bitti ya.. Artık yeni yeni şeylere başlayabileceğimi umuyorum.







6 Ocak 2013 Pazar

19 YESIL OSMANLI KADEHI

Mat cam boyası ile bir kadeh boyadım. Üç kat boya boyamam gerekti. Sonra da hazır yaldız transferle süsledim kadehi ve vernikledim.Koyu yeşil renk çok ağır durdu ama benim fotoğraf makinesi renk körü olduğu için rengin gerçek tonunu fotoğraflayamadı. Birinci ve  dördüncü kareler gerçek renge en yakın kareler oldu.
Bu arada gözün rengi algılaması ile ilgili öğrendiklerimi paylaşmak istedim sizinle. 
 Biliyorum okumak bazen çok sıkıcı oluyor. Yine de, atlaya atlaya bile olsa sonuna kadar okuyun derim.

Köpeklerin gözleri far ışığında neden parlar.?
Gözün retina (sinir) tabakasında loş ışıkta gören ve harekete duyarlı “rod” hücreleri ile renge ve detaya duyarlı "kon" hücreleri vardır. İnsan retinasında 3 çeşit kon hücresi vardır. Köpek retinasında ise sadece 2 adet kon hücresi mevcut. Bunun sonucunda köpekler; kırmızı-yeşili ayırdedemeyen renk körü bir insan gibi görürler.  Köpeklerin yüzün 2 yanında yer alan gözlerinin görme alanı 240 derecedir. İnsanlarda ise yanlara doğru olan görme alanı 200 derecedir. Kedi ve köpeklerde retinanın altında gelen ışığa ayna etkisi yapan ve gece avlanmak için daha net görmeye yardım eden “tapetum” tabakası vardır. Bu yüzden araba farları ile hayvan gözleri parlar. Kaynak





12 Kasım 2012 Pazartesi

31 BAYKUŞLU BAMBU KUTU VE KALEMLİK

SATIŞTA
Bugün güneş bütün sevimliliği ile gülümsüyor bana. Renkler nasıl da canlı.Ben yine evimdeyim ama evim cennet gibi geliyor şimdi bana. Işıl ışıl çünkü. Bir de Elif'in gurbet kokan peçetelerini değerlendirdim ya. Benden mutlusu yok.

Bambu kutu ve kalemlik seti

Bambu kutunun önden görünüşü


Kalemliğin önden görünüşü

Bambu kutunun yandan görünüşü

Bambu kutunun içi

Kalemliğin içi

Bambu kutunun ve kalemliği arka görünüşü











8 Kasım 2012 Perşembe

16 HAMUR KABARTMA DEKUPAJ KAPLAMA AHŞAP KUTU

SATIŞTA
İzleyicilerim bilirler beni, salaş şıklığı, eskitilmiş objeleri, anahtar ve danteli fena halde seviyorum. Kardeşim Ayşenur ise danteli pek sevmiyor. Açıkçası benim dantellerime takmış durumda. Bu konuda durmadan şakalaşıyor ve kahkalarımızla çınlatııyoruz ortalığı. Bir önceki  ahşap kutuda dantel kullanmadım. O da ANG kullanıcı adıyla yaptığı yorumda "Dantelleri nereye sakladın?" diye sormuştu. Bu kez yaptığım kutuda da dantel kullanmadım ama.... sakladığım dantelleri açığa çıkardım.
Ayşenuuurrrr...! Dantelsiz olmazzzzzzz... :)

7 Kasım 2012 Çarşamba

25 AHŞAP KUTU SÜSLEDİM BİR DE MURT TOPLADIM

SATIŞTA
Bu kez ahşap bir kutu süsledim. (Ölçüleri 17 x 25 x 25 cm). Önce kutuyu zımparaladım, temizledim, akrilik sprey boyayla iki kat boyadım. Bunları yaparken kutuyu nasıl süsleyeceğim konusunda kafamda hiç bir şey yoktu açıkçası. Boyadıktan sonra düşünürüm dedim.
Sonra PC başına geçtim. Arşivimdeki resimleri gözden geçirdim. Hoşuma gidenleri yazıcıdan çıkarıp dekupaj tekniği ile yapıştırdım. Çok sıradan, basit bir görüntü çıktı ortaya. Hemen karton kullanarak kabartma yaptım çiçeklere. Bir şeye benzedi tabii ama lacivert boya hiç şık durmuyordu kenarlarda. Fırçayı beyaz boyaya batırıp kirletiverdim lacivertleri. Oleyyyy.. Oldu işte. Bana göre oldu tabii. Görenler ne der bilemem. Kapağı kirletmedim. :) Sınır çizgisi oluştursun diye düşündüm.


3 Kasım 2012 Cumartesi

13 ESKİ KİTAP SAYFASI DEKUPAJI İLE AHŞAP ÇEKMECE

SATIŞTA
Bayramda hiç bir şey üretmedim sandınız di mi... ? Hayır. Hiç de bile boş durmadım. İlk olarak eski kitap sayfalarıyla dekupaj yapıp bir ahşap çekmece tamamladım. Daha önce yapıp da çok severek kullandığım çekmeceyi bu defa satmak amaçlı hazırladım O kadar zevkli bir çalışma ki 20 tane daha yapsam bıkmam herhalde. Sonra başka bir çekmece daha tamamladım ama onu daha sonra yayınlayacağım.


2 Ekim 2012 Salı

10 METAL PEYNİR KUTUSU VE CÜZDANA EKLENEN ZİNCİR

Basit bir iş daha yaptım. Bir teneke peynir kutusunu eski takvim yapraklarıyla kapladım. Eski görünüm oluşsun diye de kahve ile boyadım. Dantel ve düğme ile tamamladım.  Artık kullandığım bütün eşyaları süsleyeceğim. Madem hobi ile uğraşıyorum eşyalarım benden izler taşımalı değil mi ama...

Bir de yaptığım ilk cüzdana zincir taktım. Zinciri de torbanın cebine monte ettim. Alışveriş yaparken cüzdanı kazara düşürsek bile torbaya tutunup kalacak. Hem cüzdana hem de torbanın cebine bastığım metal zımba bu iş için yeterli oldu. Ay.. doğru cümle kuramadım. Anlayınverin siz olur mu?

Çok çok fotoğraf çektim ama zemin karışık olunca asıl göstermek istediğim objeyi öne çıkaramadım. Fotoğrafçılık dersleri mi alsam? Zincirin bir ucunu cüzdana geçirdim. Diğer ucunu cebe geçirdim ve zincir delikten kaymasın diye ucuna yine zincirlerden oluşan püsküllü bir süs taktım. Sonra da zinciri cebe diktim.
 İyi etmiş miyim? 
NOT: Alttaki resmin boyutları çok büyük. Üzerine tıklayıp büyütürseniz ayrıntıları kolayca görebilirsiniz. 


19 Eylül 2012 Çarşamba

18 SONUNDA MASAL DÜNYAMA DÖNDÜM

Sezonu kapattık gibi bir şey. Yani karavan gezilerine sanırım birkaç ay ara veriyoruz. Evime döndüm. Yerleştim. Günlük hayatı yaşamaya başlar başlamaz hobilerime merhaba dedim. Bir iki küçük şey yaptım ama ellerim öyle tutuktu ki inanılmaz bir acemilik yaşattı bana.

Ayşenur'la Bodrum sahillerinden topladığımız taşları boyamayı denedim. Birine dekupaj yaptım. Diğerini kontur ile boyamak istedim. Bozuldu. Karaladım gitti. Ellerim bir açılsın neler yapacağım neler :)


2 Temmuz 2012 Pazartesi

15 VİNTAGE KUŞLU DUVAR PANOLARINA DEVAM

İki pano daha yapıverdim bugün. Kontrplakları kestim. Eşit aralılarla boyuna iki çizgi çekip koyu kahverengi akrilik boyayla çizgilerin üstünden geçtim. Yazıcıdan çıkardığım ve kenarlarını yakarak eskittiğim  kuşlu resimleri de üçe böldüm ve çizginin görünmesini sağlayarak yapıştırdım. Kenarlarını kahverengi ve taba rengi akrilik boyayla gelişi güzel boyadım. Arkasına raptiyelerle kırnap ip tutturup astım.


27 Haziran 2012 Çarşamba

34 ÜÇ KONU ve SONSUZ MUTLULUK

Nereden başlasam. Tarihe göre mi, ada göre mi sıralasam bilemedim. Herşeyden önce 3 güzel şey anlatacağımı söylemeliyim. Benim için bir hayli önemli olan şu psikolojik sorunumla başlasam iyi olacak sanırım. Doktora gittim bugün. Sorularıyla bir kaç nokta atış yaptı doktor. Doğrusu hepsi de 12 den vurdu.  Böylece teşhisini kolayca koydu. Panik Atak değil, hayli ilerlemiş yoğun ANKSİYETE imiş benimki. Henüz ilacımı içmedim ama doktordan çıktığımda öyle hafiflemiştim ki.Doktorumun bende uyandırdığı güven ile bu tedavi olumlu sonuç verecek gibi. Ancak benim umduğumdan çok daha uzun sürecek.

Bugün beni mutluluktan ağlatan güzelliği anlatmayı da en sona bırakacağım.


Bu sabah heyecanla erkenden uyandım. Doktora gideceğiz ya. Öyle son dakikada elim ayağım dolana dolana hazırlanmayayım, tenha tenha yemeğimi yapıp evimi toparlayayım dedim. Ben koşuştururken duvarıma asıp içine de ıvır zıvır doldurduğum metal duvar saksısı habire gözümün içine bakıyordu. Önünden her geçişimde eteğimden tutuyordu sanki. Kıyar mıyım ben ona. Kaç haftadır benim kendisiyle ilgilenmemi , takı takıntımın sabırla geçmesini bekliyordu. Malum ben şu vintage tarza sarmıştım ya zaten, bir de anahtar diye tutturuyordum ya hep... Yine kitap sayfalarına yöneldim hipnotize olmuş gibi. Beyaz boyalı saksının içini dışını tümden kapladım. Ne zevkli bir iş bu ya... Nasıl da alışmış ellerim. Neredeyse gözüm kapalı yapıyorum yapıştırmaları. Bu sabah bir taraftan yemek pişirmekle uğraşırken bir taraftan da saksıyla haşır neşirdim.


8 Haziran 2012 Cuma

31 KÖTÜ OLDU BU.. Uffff...

Flaşsız çekim



Sanki hayatımın ilk dekupajını yapmışım gibi felaket bir iş çıkardım. Ne güzel, pırıl pırıl boyamıştım çekmeceleri. Peçetelerimi hazırladım. Önce en düz olan zeminden, yani üstten başladım. Uyuz peçete n'olacak. katlana katlana bi hal oldu yapıştırırken. Bozdum tabii. Peçeteyi sıyırdım. Sildim yüzeyi bir güzel. Sonra bir daha denedim ki bu 2. peçeteydi. Dikkatle sabırla davrandım ama nafile. Resimlere yakından bakmayın, utanırım.




Suriye Zabiti




Sonra bu kötü dekupajı örtbas etmek için Suriye zabitleri gibi her bir tarafına kurdele yapıştırdım. Kamufle olsa bari.Yine sırıtıyor bütün acemilik. (Suriye zabitleri dedim ya. Yandaki resme bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Onlar öyle süslüdürler ki omuzları görünmez.)



Neyse, Allah'tan çekmeceler biraz daha düzgün oldu. Şimdi sıra içlerini doldurmaya geldi.

Çekmecelerin üst tarafı


Çekmecelerin ön yüzleri
 
Flaşlı çekim




29 Mayıs 2012 Salı

3 ÖNCE ŞİİR SONRA DEKUPAJ AMA NEREYE?



Of  ki ne offf.. Gün içinde saat saat değişen iklimleri yaşıyoruz. Bir  saat sağanak yağmur, bir saat kara bulutlu gökyüzü, bir saat yağmurun çiseleyeninden, bir  saat güneş.. Sonra yine hava sararıyor, kararıyor, bir rüzgar bir fırtına, derken gök gürlüyor ama ne gürlemek,  ardından bir sağanak daha. Tam gün biterken, tam akşam olmuşken güneş görünüyor, her yer akşam kızılına boyanıyor. Sanırsın ki o sağanaklar, o fırtınalar hiç yaşanmadı. Uzun sürdü gerçekten. Hiç alışmadığımız kadar uzun sürdü yağmurlar.

Mevsim resmi  BURADAN alıntıdır


6 Mayıs 2012 Pazar

41 CAM ŞİŞE SÜSLEME

Seviyorum işte ben bu işi. Ne olacak benim bu halim? Süsle süsle nereye kadar? Öyle bir an gelecek ki ben insan yüzlerini süslemenin yollarını arayacağım. Kirpiklere kurdele takıp, yanaklara dekupaj yapacağım. Yolda giderken gördüğüm  bahçeleri bile hayalimde süslemeye başladım. Hatta sevimli bir evin duvarlarında döküntüler varsa oralara sandıklardan süsler filan yapar oldum. En berbat olan şey ise gözümün geri dönüşüm kutularına atılan çöplerde olması ki.. .şimdiye kadar henüz çöp karıştırmadım ama ilerisi için garanti veremiyorum. Ama bu şişe de çok şık şıkırıdım oldu değil mi? Hem, hep "Güzel olmuş" filan demeseniz de biraz eksiği, kusuru da söyleseniz. Sonunda megalomani de başlayacak bende. :))
(Bu çalışmada A4 e çıktı aldığım resim soluk maviydi. Dekupaj tutkalını sürünce renkler çıldırdı. Bana göre en önemli kusur resmin cart mavisi. )